Dünyada 2 tür insan vardır: Antalya’yı sevenler ve sevmeyenler. Haberlerde gördüğümüz vıcık vıcık turist kaynayan sahillerin ve her şey dahilci akını etkisiyle Antalya’ya ciddi önyargılarla gittik. Sanki uçak piste değil, Sean Paul çalan kötü bir köpük partisine inecek ve pasaport sevdasına İngiliz kızlara yazmaya gelmiş gürbüz Türk delikanlılarının barikatını aşamayıp, sonsuza dek orada kalacaktık. Mezarımızda “her şey dahilci değildi” yazacaktı. O yüzden bir Nisan sabahı Antalya’ya ayak bastığımızda hayatımızın şokunu yaşadık. Şimdi okuyanlar “Abartmayalım canım” diyecekler ama İstanbul’daki baskı ortamının ve sıkışmışlığın da etkisiyle, özgürlüğü ve yaşam kalitesiyle bir Avrupa şehrine gelmiş gibi hissettik.